Bilim Akademisi raporu: Üniversitelerde özgürlükler unutuldu, liyakat yok sayıldı

Bilim Akademisi raporu: Üniversitelerde özgürlükler unutuldu, liyakat yok sayıldı
Bilim Akademisi raporu: Üniversitelerde özgürlükler unutuldu, liyakat yok sayıldı

Bilim Akademisi’nin açıkladığı rapora göre üniversitelerde özgürlükler göz ardı edildi. Rektörlerin niteliksiz, dekanların liyakatsiz olduğu ifade edilen raporda Covid-19 çalışmalarına getirilen kısıtlama da yer aldı

Bilim Akademisi raporu: Üniversitelerde özgürlükler unutuldu, liyakat yok sayıldı

MUSTAFA KÖMÜŞ

Bilim Akademisi, 2019-2020 yılı Akademik Özgürlükler Raporunu yayımladı. Rapora göre, 2019-2020 yılında da, akademide “düşünceyi açıklama ve bilgi edinme özgürlüğü” göz ardı edildi.

2018 yılında Yüksek Öğretim Kanunu’nda yapılan değişikliğin ardından devlet ve vakıf üniversitelerinde rektör atamalarının Cumhurbaşkanı’nın yetkisine verildiği hatırlatılan raporda, üniversitelerin kendini yönetebilme hakkının ellerinden alındığı vurgulandı. Raporda bu durumun birçok olumsuzluğa neden olduğu vurgulanırken rektörlerin bilimsel yetkinlikleriyle ilgili tartışmalara da değinildi.

NİTELİKSİZ REKTÖRLER

Raporda, konuyla ilgili Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Engin Karadağ’ın rektörlerle ilgili araştırmasına atıf yapılırken şunlar dendi: “Türkiye’deki rektörlerin akademik nitelikleri genellikle düşüktür. Tüm rektörlerin üçte birinin H-indeksi sıfırdır. Akademik nitelikleri düşük olan rektörler tarafından yönetilen üniversitelerin istisnasız tümü, bu rektörlerin göreve gelmesinden itibaren iki yıl içinde hem URAP sıralamasında hem de genel olarak bilgi üretiminde aşağı sıralara düşmüştür. Yani, akademik nitelikleri yetersiz rektörlerle beraber bu üniversiteler hem ulusal hem de uluslararası sıralamalarda kötü değerlendirilmiş ve bilgi üretimi niteliksel ve niceliksel olarak azalmıştır.”

LİYAKATSİZ DEKANLAR

Dekan atamalarında da liyakatin olmadığı belirtilen raporda, “Rektör atamaları için söylenenleri dekanlar için de tekrarlamak gerekiyor. Dekan atamalarında özerklik ve liyakat konusunun yanı sıra son dönemde yine hem basına yansıyan hem de bilimsel bir çalışmaya konu olan daha vahim bir durum, meslekten olmayan kişilerin dekan atanmasıdır” ifadeleri kullanıldı. Raporun bu kısmında BirGün’de yer alan ‘Hukukçu olmayan hukuk fakültesi dekanları’ haberine de yer verildi.

Raporda akademisyenlerin yaptıkları açıklamalar yüzünden yargılanmalarına da dikkat çekildi. Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın Covid-19 hakkında yaptığı açıklamalar için Bursa Valiliği’nin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunması ve görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile dosyasının Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü’ne yollanması da raporda yer aldı.

Ayrıca Sağlık Bakanlığı tarafından Covid-19 çalışmalarına getirilen kısıtlama da raporda yer aldı. Bunun bilimsel çalışmaları engellediği rapora şu şekilde yansıdı: “Bilim özgürlüğünü doğrudan kısıtlayan, nasıl bir işlev göreceği anlaşılamayan bu izin uygulaması maalesef yalnız Sağlık Bakanlığı’nın kendi fonladığı araştırmaların değil, bu konuda TÜBİTAK tarafından desteklenen veya destek için başvurusu süren projelerden bazılarının yapılmasını engelledi.”

Barış imzacısı akademisyenlerin birçoğunun beraat etmesine rağmen görevlerine geri dönememesi de raporda kendine yer buldu. Raporda şu ifadeler kullanıldı: “Halen, Barış İçin Akademisyenlerin görevlerine geri dönmesi sorunu, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun (OHAL Komisyonu) kararı çerçevesinde şekillenecek bir konu olarak askıdadır. Ancak OHAL Komisyonu’nun verdiği kararlarda, genel eğilimi ret yönündedir. Sürecin, anayasal içtihadın belirlediği biçimde olup olmayacağı OHAL Komisyonu kararı doğrultusunda saptanabilir. Süreç uzadıkça, Anayasa Mahkemesi içtihadı temelinde sonuç elde edilemedikçe ve pasaport edinmede farklı uygulamalar devam ettikçe çoklu hak ihlalleri süregelecektir.”

Raporda, akademide yaşanan cinsiyetçi yaklaşımlara değinildi. Raporda şu ifadeler yer aldı: “Üniversitelerin ve genel olarak yargının, toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklerin bir yansıma biçimi olan cinsel taciz ve cinsel saldırı iddialarını soruşturma, kovuşturma ve cezalandırmada yetersizliği ve cinsiyetçi tutumları destekleyen eğilimleri 2019-2020 yılında kamuoyu tartışmalarında açık biçimde yer almıştır

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*