Deprem eğitimi bilim eğitimidir

      Yorum yok Deprem eğitimi bilim eğitimidir
author

ÜNAL ÖZMEN

[email protected]

2020.11.13 04:00

Herhangi bir doğa olayından, doğa olaylarının risklerinden ve alınacak önlemlerden söz ettiğinizde, Tanrı’nın günahkârları cezalandırma usulüne, doğal olarak Tanrı’ya karşı çıkmış oluyorsunuz. İslam’da deprem doğa olaylarından biri değil. Tanrı, kitabı Kuran’da (Zilzâl zelzele suresi) depremi, insanların o güne kadar tanık olduğu yer yarılması, volkan patlaması, fırtına gibi bildik doğa olaylarına yol açan ve herhangi bir insani önlemle etkisinden kurtulmanın olanaksız olduğu şiddetli yer sarsıntısı olarak tarif ediyor. Dünya’nın içini dışına çıkaran bu final günü için alınacak tek önlem, Tanrı’ya ve kitabına inanmak, inandığın gibi yaşamaktır.

“Peygamber efendimiz zelzele suresini Kuran’ı hakimin yarısına muadildir buyurdular.” diyen tefsirciler, Japonların iş bırakmasına yol açmayan fakat Müslüman coğrafyasında binlerce can kaybına neden olan aynı şiddetteki depremleri Tanrı’nın tüm mahlukatıyla hesaplaştığı kıyamet günü meydana gelecek büyük depremin öncülü, habercisi saydıkları için depremi anlama, riskini algılama ve önlem geliştirmeyi Tanrı’nın hükmüne karşı gelmek olarak yorumluyorlar. O nedenle depremin yerini, zamanını ve şiddetini belirlemek için sismik araştırma yapanlar ile depremin yıkıcı etkisinden korunmaya çalışanlar ilahi güce karşı çıkmış sayılıyor. Bilim, aynı şiddetteki depremlerin Müslüman ülkelerde daha çok ölüme yol açmasını alınmayan önlemlere bağlasa da önlem almamanın altında yatan bu inanç…

Deprem konusunda her ne kadar Tanrı’dan ziyade bilime itibar ediyor görünse de Müslümanların büyük çoğunluğu bu konuda İslam’ın ruhbanları gibi düşünmeye, onların etkisinde davranmaya devam ediyor. Hal böyle iken Müslümanlar ve iktidar üzerinde tartışmasız bir otoriter güce sahip Menzil Şeyhi’nin depremle konuşarak sarsıntıyı durdurduğunu nakleden müritler arası sohbet videosunu tebessümle izleyemedim. Saçmalık da olsa, toplumsal tutumu belirleyen iktidar olmuş ideolojiyi ve ideologlarını mizaha konu edemiyor insan. (https://www.birgun.net/amp/haber/akil-almaz-bir-tarikat-sohbeti-seyh-sakinles-diyerek-depremi-durdurmus-321944?__twitter_impression=true)

Söz konusu videoyu izledikten sonra Müslümanların deprem algısı üzerine yaptığım taramada, hurafelerin farkındalık gelişimini engellediği sonucuna varan çok sayıda makaleye rastladım. Araştırmaların da işaret ettiği gibi hurafelerin din kaynaklı olması şaşırtıcı gelmedi. 15 bin insanın öldüğü Şubat 1960’ta meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki Agadir (Fas) depreminden 42 yıl sonra, (2002’de) yapılan bir araştırmada, eğitim düzeyi düşük çoğunluğun depremleri “ilahi gücün kararı” ve Tanrı’nın günahkarları cezalandırma yolu olarak gördüğü tespit edilmiş. Depremlerin Tanrı’nın eylemi olduğunu söyleyenler, ölenlerin kâfir ve münafık olduklarına inandıkları gibi inananların risk altında olmadığını düşünüyor. İran’la ilgili bir araştırmada da risklerini kabul etmelerine rağmen inançlarından dolayı Tahran halkının depreme hazırlık konusunda istekli davranmadığı belirtiliyor. Deprem hurafeleri, diğer kitaplı dinler ve Uzakdoğu inançlarında İslam’dakinden daha az olmamakla birlikte genç İslam, bu konuda bilime direnecek eğitimsiz toplulukları bulmakta zorluk çekmiyor. Aynı araştırma bugün yapılsa, Türkiye dahil Müslüman toplumlarda üç aşağı beş yukarı benzer sonucun elde edileceğini söyleyebiliriz.

Korunaklı bir yapı için uygun zemin, çimento, demir, mimari ne kadar önemliyse, depreme karşı farkındalık geliştirmenin önündeki engeli (Deprem efsanelerini) ortadan kaldırmak o kadar önemlidir. Bu da ancak deprem eğitimiyle mümkündür. Sadece depremi değil, hangi doğa olayını açıklamaya ve etkilerinden korunmaya çalışırsanız eksiksiz, hilafsız oradan bilime kapı aralamış olursunuz. Deprem eğitiminin bilim eğitimi anlamına geldiğini bu nedenle söylüyoruz. Eğer eleştirel eğitimci iseniz hiçbir müfredat, talimat, yönetici, bilim karşıtı güç doğayı bilimle açıklamanıza engel olamaz. Diyanet işleri başkanı “Fazla önlem Allah’a olan itimadı sarsar!” desin, yeter ki siz ‘Bitişiğindeki apartman ayakta dururken Rıza Bey apartmanı neden yerle bir olup 37 kişinin ölümüne neden oldu?’ demekten çekinmeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir