İran’da bağımsız avukat olmak: İdam cezasına karşı savunma

AFP

İran’da, 22 yaşındaki Kürt kadını Mahsa Amini’nin başörtüsünü kurallara göre takmadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından hayatını kaybetmesi, ülkede büyük protestolara neden oldu. Hükümet karşıtı bu protestolarda en az 30 bin kişi tutuklandı. Yetkililer, bir baskı iklimi inşa ederken, en az dört kişi de idam edildi.

Protestoların dinmeye başlamasıyla birlikte yetkililer 22 bin kişiyi çeşitli şartlarla serbest bıraktı. Ancak 100’den fazla kişi ya ölüm cezasıyla yargılanıyor, ya da ölüm cezasına çarptırıldı. BBC, İran’da bu davalara bakan bazı avukatlarla görüştü. Güvenlikleri için, tüm isimler değiştirildi ve bazı ayrıntılar kimliklerinin açığa çıkmaması için belirsiz tutuldu.

KORKU İÇİNDE YAŞAMAK

Amin, İran’da 15 yıldan fazla avukat olarak çalıştı. Sık sık yüksek profilli siyasi aktivistleri temsil etti, bu nedenle yetkililerden gelen tehditlerle başa çıkma konusunda birikimli.

Ancak avukat, İstihbarat Bakanlığı veya İslam Devrim Muhafızları’nın istihbarat servisi tarafından tekrar tutuklanma korkusunun peşini bırakmadığını söylüyor.

Amin, birkaç sene önce tanınmış bir siyasetçiyi savunmasının ardından gözaltına alındı ve sorguya çekildi. Daha sonra da “devlete karşı propaganda” yapmakla suçlandı.

O anlarını şöyle anlatıyor:

“Gürültülü ve çok ışıklı bir hücrede tutuldum. Vücudumun ilk tepkisi kör edici bir baş ağrısı ve baş dönmesi oldu. Sonra kusmaya başladım.

“Zaman ve mekan algımı yitirdim. Mesanemin kontrolünü kaybettim. Bir şırınga enjekte ettiler. Hastaneye kaldırılmadan önce de nöbet geçirdim.”

İyileşip günlük hayata dönmesinin iki yılını aldığını söylüyor. İranlı yetkililer daha önce Amin’in suçlamalarını reddetti ve bunları “yanlış iddialar” olarak nitelendirdi.

Getty Images İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney bazı protestocuları affetti.

Ancak, “Jin, Jiyan, Azadi” yani “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketinin sokak eylemleri artıp, polisin de binlerce insanı gözaltına almasıyla birlikte, Amin de üzerine düşen sorumluluğu hissetti.

10’dan fazla kişinin müvekkilliğini üstlenen Amin, bir protestocunun sorgu esnasında kemiğinin kırıldığını ve “itirafa zorlandığını” söylüyor.

Ancak sorgudaki kadının kanaması başlayınca, gözaltı merkezinden çıkarıldı ve bir yol ağzına atıldı.

Amin, “Tehditler devam etti. Kırılan kemiği için ilgili makamlara şikayet bile edemedik” diyor. O zamandan beri müvekkili aleyhindeki tüm suçlamalar düştü.

BBC Ailesi, avukat Mustafa Nili’nin tutuklanmasının ardından evlerinde de arama yapıldığını söyledi.

İran yargısı, her vatandaşın adil yargılanma garantisi olduğunu söylüyor. Yargı mensupları, protestocuları ve onları temsil eden avukatları “yabancı güçlerin maşası” olmakla suçluyor.

BBC’ye konuşan tüm avukatlar, Eylül ayında hükümet karşıtı protestoların başlamasından bu yana devletin kendilerine ve müvekkillerine yönelik tacizinin yoğunlaştığını belirtti.

Geçen Ekim ayında, çok sayıda avukat Tahran’daki İran Barolar Birliği önünde bir eylem gerçekleştirdi ve “iktidar tarafından yurttaş haklarının ağır şekilde ihlal edilmesini” protesto etti.

Norveç merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan İran İnsan Hakları, en az 49 bağımsız avukatın tutuklandığını söyledi.

Örgüt tarafından yapılan açıklamada, “Bunlar, yıllardır adli baskı altında olan ve sadece profesyonel olarak işlerini yapmaya çalışan avukatlar” ifadelerine yer verildi.

İran yargısı, Mart ayında ülkenin önde gelen avukatlarından biri olan Nemat Ahmadi’nin avukatlık ruhsatını iptal etti ve onu meslekten kalıcı olarak men etti. Ahmadi, üniversite profesörü olarak da çok önce işinden kovulmuştu. Yetkililer herhangi bir açıklama yapmadı veya gerekçe göstermedi.

Bir diğer avukat Mustafa Nili de hükümet karşıtı gösterilerin doruk noktasına ulaştığı geçen Kasım ayında çok sayıda tutuklu protestocuyu ve öldürülenlerin ailelerini temsil etmek için başka bir şehre gitmeye hazırlanırken tutuklandı.

‘KİRLİ BİR ALAN’

İran’da sanıklar yasal temsil hakkına sahip. Ancak sanıklar eğer ki ölüm cezasına çarptırılabilecekleri “Allah’a karşı düşmanlık” ya da “yeryüzünde yolsuzluk” nedeniyle suçlanırsa, avukatlarını seçme hakkına sahip olamıyor.

Bunun yerine mahkeme, bir avukat atıyor. Bu aynı zamanda casusluk davalarında da geçerli.

Jamaran News Agency İran yargısı, ünlü avukat Nemat Ahmadi’yi meslekten men etti

Yirmi yıldan fazladır avukat olan Toktam, yargı makamlarının kurallara uyduğunu söyleyebilmek için işlerini yapıyormuş gibi göründüğünü ve yargılamaları aceleye getirdiğine sık sık şahit olduklarını dile getiriyor.

Toktam, devlet tarafından onaylanan avukatların aksine bağımsız kalmayı tercih etti ve tüm şartların aleyhine ilerlemesine rağmen tarafsız bir savunma hizmeti sağlamaya çalıştı.

Bu aksiliklerin tehdit edilmek, istihbarat servisleri tarafından çağrılmak, tutuklanmak ve hapsedilmek olduğunu söyleyen Toktam, “Kolay değil çünkü düzen ve devlet sizi muhalifi olarak görüyor” diyor.

Bağımsız avukatlar için ortamın kötüye gittiğini söyleyen Toktam şöyle devam ediyor:

“Bugünlerde mahkemelerdeki atmosfer çok kötü.”

Avukat, protestolara katılmakla suçlanan ve sonunda ölüm cezasına çarptırılabilecek birkaç müvekkilini temsil ediyor.

İran hukuk sisteminde, bir mahkeme tarafından ölüm cezası verildiğinde bu karar temyiz için bir üst mahkemeye veya Yüksek Mahkemeye gönderilebilir. Yüksek Mahkeme, ölüm cezasını onaylarsa, yine de temyiz edilebilir.

Ancak Toktam, temyiz için işlerin kötüleşmesinden korkuyor. Dört protestocu şimdiden idam edildi.

İran İnsan Hakları’na göre İran İslam Cumhuriyeti ölüm cezasını bir sindirme aracı olarak kullanıyor:

“Ülke çapındaki protestoların ardından infazlardaki önemli artış bunun kanıtı.”

Getty Images

Konuştuğumuz tüm avukatlar, yargının sanıklara bağımsız avukatlarla çalışmamanın faydalı olabileceği yönünde tavsiyeler verdiğini söyledi.

Bu, daha hafif ya da daha sert bir yargılama arasında tercih yapmak demek. Başka bir avukat olan Musadık, “Asıl mesele, hakimin bu davalarda genellikle rejim yanlısı olması” diyor.

Tahran’daki Devrim Mahkemesinde kendisine birçok kez bu davalarda bir avukata sahip olup olmamanın bir fark yaratmadığı yönünde cümleler kurulduğunu belirten Musadık, “Bir yargıç, bir davada bana, sanığı temsil etmekte ısrar edersem onlar için en ağır cezayı vereceklerini söyledi” diye devam ediyor.

Toktam, her şeye rağmen bir protestocuyu hakları konusunda bilgilendirerek veya cezasında indirim yaptırarak sistemi alt ettiğini umuyor.

Musadık ise “Bir avukatın olması hiç olmamasından iyidir” diyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir