Kendi işini kurmak isteyene mikrokredi

Kendi işini kurmak isteyene mikrokredi

Türkiye ekonomisinin kalkınması için, kadın istihdamı ve kadınların ekonomiye kazandırılması büyük bir önem taşıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ekim 2020 İşgücü İstatistikleri’ne göre, kadınların istihdama katılım oranı yüzde 31.3. Yine Türkiye’de toplam girişimci sayısı 1.2 milyonu aşmışken, kadın girişimci sayısı ise 134 bin. Yani sadece yüzde 11’i kadın. Bu durumu değiştirmek içinse sürekli yeni projeler geliştiriliyor.

600d368766a97cc5589aec76

Prof. Dr. Aziz Akgül 

1 milyar lirayı aştı

Mikrokredide yoksul kadınlara 1.500-5.000 lira arasında kredi verildiğini belirten Akgül, “2003’ten beri mikrokredi faaliyetlerini sürdüren Türkiye Grameen Mikrofinans Programı’nın (TGMP), dar gelirli kadınların ekonomik hayata dahil olmaları için sağladığı kredi desteği 1 milyar lirayı aştı. Yeterli finansman bulunursa 5 milyondan fazla yoksul kadının girişimci yapılması hedefleniyor” dedi. Akgül, hayvancılıktan takı tasarımına, havlu kenarı işlemeciliğinden hamur işi yapımına kadar birçok iş alanı için kredi kullandırıldığını söyledi.

700 bin kişiye ulaştı

64 ilde 92 şubede mikrokredi başvurusu aldıklarını belirten Akgül, “200 binden fazla yoksul girişimci kadının mikrogirişimci olmalarına yardımcı olacak şekilde kredi verdik. Aile fertleriyle birlikte yararlanıcı sayısı 700 bin kişi. Verilen kredilerin geri dönüş oranı yüzde 100. Hedefimiz bu projeyi 81 ilde yaygınlaştırmak” dedi. Akgül, 2019’da 50 bin dar gelirli kadına toplam 120 milyon lira mikrokredi verildiğini, 2020 içinse bu rakamın 200 milyon liraya ulaşacağını dile getirdi.

Yurt dışından bağış

Mikrokredinin kaynağının geliştirilmesi için 2018’den itibaren uluslararası kurumlarla ortak projelere başlandığını belirten Aziz Akgül, “2020 sonuna kadar CARE International’dan 9.5 milyon liralık, Sparkassenstiftung für Internationale Kooperation’dan (SBFIC) 3.2 milyon liralık, Almanya Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı’ndan 1.6 milyon liralık bağış alınması sağlanarak, toplam 7 bin 990 Suriyeli ve Türk mikrogirişimciye mikrokredi dağıtımı yapıldı” dedi.

Nasıl alınır?

Mikrokredi almak için, aynı mahallede benzer ekonomik ve sosyal şartlarda yaşayan 5 kadının bir araya gelmesi gerekiyor. Bireysel kredi verilmiyor. Kredi, sadece kadınlara veriliyor. Ama erkekler de ailelerindeki kadınlarla yapacakları işler için bu krediden faydalanabiliyor. Verilen mikrokredi 1 yıllık olup, haftalık taksitlerle 48 haftada geri alınıyor. Türkiye Grameen Mikrofinans Programı’ndan alınan paranın 1 hafta içinde iş için kullanılması gerekiyor. Faiz uygulanmıyor ancak programın devamlılığı için bir hizmet bedeli alınıyor. 64 ildeki 92 Türkiye Grameen Mikrofinans Programı (TGMP) mikrofinans şubesine şahsen giderek başvuru yapılabiliyor. ‘tgmp.net/tr/’ internet adresinde detaylı bilgi almak mümkün.

Evinde üretici oldu

Maddi sıkıntı yaşayan ailesine destek olmak isteyen 40 yaşındaki Zeliha Demirtaş, 9 yıl önce arkadaşının tavsiyesiyle Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) tarafından verilen mikro krediye başvurdu. Borcunu ödedikten sonra belirli aralıklarla aldığı kredi miktarı 45 bin liraya ulaşan Demirtaş, ilk başta evinin avlusunda tavuk yetiştirmeye başladı. Demirtaş, yıllar içerisinde yöreye özgü isot (pul biber) ve biber salçası üretimine de başlayarak, hem çocuklarının eğitimine hem de aile bütçesine katkı sundu.

Başka bir dünya mümkün

Prof. Dr. Aziz Akgül, son dönemde ‘Sorularla Hepitalizm’ adlı kitabıyla da gündemde. Kitapta, kapitalizmin ve küreselleşmenin yol açtığı sorunları anlatan Akgül, ‘Hepitalizm’ kavramını ele alıyor. Kendisini ‘hepitalist’ olarak tanımlayan Akgül, “Hepitalizm, mutlu bir toplum öngörür. Bu kitabın amacı da dünyada bütün insanların mutluluğunu sağlayacak şekilde hepitalizmi siyasilere, karar vericilere, stratejistlere ve okuyuculara sunarak, değişik bakış açılarından dünyamızı yeniden değerlendirmelerine katkı sağlamak” diyor.

Hepitalizmle insan odaklı bir dünya oluşturulabileceğini savunan Akgül, bir mutluluk, hoşgörü ve merhamet yaklaşımı olan hepitalizmin tüm dünyada uygulanabilmesini dilerken, “Gösterişin ve kibrin kol gezdiği bir çağda, hayatın sadeliğine ihtiyaç var. Özellikle korona salgını sonrasında ‘kutunun dışında düşünerek’, fazlalıklarımızdan arınıp sadeleşerek, farklılığın birlikteliğini sağlayabiliriz. Gelir adaletsizliğini yenmiş, sermaye yoğunlaşmasını önlemiş, herkesin daha adil, daha mutlu ve daha huzurlu olduğu bir hepitalist dünya hayal ediyorum” diye ekliyor.

Author:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir