TBMM’de 23 Nisan özel oturumu

TBMM Başkanı Mustafa Şentop yaptığı konuşmada “Güçlü Meclis, güçlü millet demektir. Muhtıra, darbe, darbe girişimi gibi Meclis iradesini hedef alan her türlü yasa dışı, hukuk dışı müdahale esasen milleti hedef almış demektir” dedi.

Şentop, “Millet iradesini yok sayanlar, kesintiye uğratmak için fırsat kollayanlar, bugüne kadar en büyük zararı devletimize, milletimize vermişlerdir. Milli iradeye sahip çıkmak öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir” ifadelerini kullandı.

DSSS

Meclis Başkanı Şentop’un ardından kürsüye CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geldi.

CHP liderinin açıklamaları şöyle:

Bu büyük meclis 101 yıl önce bir cuma günü açıldığında önüne koyduğu en önemli hedef, düşmanı en kısa sürede Anadolu’dan söküp atmaktı. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının önemli gördüğü bir diğer konu Kurtuluş Mücadelesi’nin hukuki dayanağını oluşturmaktı. Bu nedenledir ki öncelikle bir anayasa hazırlanmış ve Meclis’te kabul edilmiştir.

Bir kişinin değil milletin iradesi esas alındığından Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun birinci maddesi, “hakimiyet bilâ kaydu şart milletindir” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, daha sonraki anayasalarda yer almıştır. Dolayısıyla Milli Kurtuluş Savaşı mücadelemiz sadece bir askeri mücadele değildir. Aynı zamanda bir anayasal demokrasi mücadelesidir.

Bu mücadele bugün hala devam etmektedir. Bugün yürürlükte olan anayasamızda da Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyor. Egemenlik hiçbir zümreye veya sınıfa bırakılamaz diyor.

Bu meclis Milli Kurtuluş Savaşı’nı yönettiği için Gazi Meclis unvanını almıştır. Bu Meclis’in kendi yetkileri konusunda titiz davranması ve yetki gasbına sessiz kalmaması gerekir.

aaa

Bu Meclis’in kendi özgür iradesiyle çıkardığı yasalara yürütme organının uyup uymadığını denetlemesi gerekir.

Bu Meclis’in halktan toplanan vergilerin nerelere nasıl harcandığını bilmesi ve denetlemesi gerekir. Bu Meclis’in yolsuzluklar konusunda çok duyarlı olması gerekir.

Bu Meclis’in Milli Kurtuluş sürecinde bile ülkenin KHK’larla yönetilmesine izin vermediğini bilmesi gerekir. Bu Meclis’in Türkiye’nin en temel sorunlarını yeri geldiğinde masaya yatıran bir sorumluluğunun olduğunu bilmesi gerekir.

Bu Meclis’in anayasada yer alan “basın hürdür, sansür edilemez” ilkesini yürütme organının nasıl ve niçin ihlal ettiğini araştırması gerekir.

Bu Meclis’in Merkez Bankası’ndaki 128 milyar doların hangi bankalarda, kimlere, hangi kur üzerinden satıldığını bilmesi gerekir.

Bu Meclis’in Akkuyu’da yapılan santralin sanayiciye dünyanın en pahalı elektriğini niçin satacağını bilmesi ve sorgulaması gerekir.

Bu Meclis’in kamu kuruluş ve bankalarının neden sadece bazı gazete ve televizyonlara ilan ve reklam verdiğini ve ahlaki olmayan bu davranışın nedenlerini araştırması gerekir.

Bu Meclis’in gencecik çocuklarımızın neden geleceklerini yurt dışında aradıklarını araştırması gerekir.

Bu Meclis’in Cumhuriyeti’mizi demokrasiyle taçlandırmak gibi bir görevinin olduğunu asla ve asla unutmaması gerekir.

Bu Meclis’e tarih önünde saygınlık kazandıracak olan bu söylediklerimin yapılmasıdır. Bunları sorgulayacak olan Meclis halka güven verecek olan Meclis’tir. Biz böyle bir Meclis istiyoruz.

Bu Gazi Meclis’in yapması gereken temel görevlerden birisidir. Biz hak, hukuk, adalet istiyoruz. Biz hangi görüşten olursa olsun, hangi inanç ve kimlikten olursa olsun bütün vatandaşlarımızla bu cennet ülkede huzur içinde yaşamak istiyoruz.

Sevgili gençler ve çocuklar, kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu güzel ülkede umudu ve mutluluğu sağlayacağız.

Gençlerimiz geleceklerini yurt dışında değil, kendi ülkelerinde çalışarak alın teri dökerek kazanacaklardır.

Bu duygu ve düşüncelerle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışına yetişen 115 milletvekilinin ve sonrasında çalışmalara katılan değerli milletvekillerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum.

dd

CHP’li vekiller, Kılıçdaroğlu’nun 23 Nisan konuşmasını ayakta alkışladı.

MHP’Lİ AKÇAY: MİLLİ DEVLET ÜLKÜSÜNDE BİRLEŞTİĞİMİZ GÜN

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Meclisin açılışının 101. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı.

TBMM’nin 101 yıl önce memleketin dört bir yanından gelen kahramanların dualarıyla, azim ve iradesiyle açıldığını anımsatan Akçay, bu yüce Meclisin, İstiklal Savaşı’nı yönettiğini, teslimiyet belgelerini yırtıp atan irade olduğunu belirtti.

Akçay, “23 Nisan, Ergenekon’dan çıkıştır; Türk milletinin tam bağımsız ve medeni şekilde, birlik ve beraberlik içinde yaşama iradesidir; etnik köken, dil, mezhep, yöre ayrımı yapmaksızın milli devlet ülküsünde birleştiğimiz gündür. 23 Nisan, millet iradesinin devlet idaresine dönüştüğü gündür; Cumhuriyete giden yolun kilometre taşıdır; Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği ve dünyada tüm çocuklara armağan edilen ilk tek bayramdır.” dedi.

Büyük Millet Meclisinin, bir taraftan işgalcilerle diğer taraftan ülkeyi kasıp kavuran verem, sıtma ve tifüs gibi salgın hastalıklarla da mücadele ettiğini anımsatan Akçay, “Tıpkı bugün Kovid-19 salgınında olduğu gibi devlet-millet el ele topyekun bir mücadele verilmiştir.” diye konuştu.

‘DARBECİ ZİHNİYET HENİZ YOK OLMAMIŞTIR’

TBMM’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızası olduğuna işaret eden Akçay, “Ülkemizin geleceği burada inşa edilmiş, kalkınma hamleleri bu çatı altında biçimlenmiş; demokrasi ve siyasi hayatımız bu sıralarda olgunlaşmıştır. Fakat milli irade son 60 yılda çeşitli darbe ve vesayet girişimlerine de maruz kalmıştır. 15 Temmuz 2016’da FETÖ’cü hainler bu yüce çatıyı alçakça bombalamıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Akçay, 101 yıl önce Polatlı’dan gelen top seslerine rağmen millet için çalışmaktan geri durmayan Meclisin, 15 Temmuz gecesi emperyal uşaklara hak ettikleri dersi verdiğini ve yeniden gazi unvanı aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Ancak ve maalesef, darbeci ve vesayetçi zihniyet henüz yok olmamıştır. Meclisimiz bugün de darbe ve vesayet heveslilerine, yabancılardan himaye ve iktidar dilenenlere karşı tedbirli olmak zorundadır. Bunlar hala en şeytani kılıkta, süslü maskelerle, bazen de gece yarısı bildirileriyle kendini gösterebilmektedir. Bu zihniyettekilere hatırlatırız ki devlet ve millet uyumaz, emekliye de ayrılmaz.

TBMM’nin kuruluş felsefesine bağlı olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin vizyonuyla yasama faaliyetlerini yürütüyoruz. Bu sistemle; Gazi Meclisimiz 101 yıllık tarihinde yüzde 95 gibi önemli bir oranla yüksek temsiliyete kavuşmuştur. 12 parti, 5 grup ve 10 bağımsız milletvekiliyle çoğulculuğa, temsilde adalete ve sandalye dağılımları itibarıyla uzlaşmacı bir yapıya sahiptir. Meclisimiz, kuvvetler ayrılığına sahip; güçlü, fonksiyonel ve daha demokratik bir yapıya kavuşmuştur. Diğer yandan, yürütmede yüzde 50’den fazla yüksek bir temsiliyet, milli iradenin güçlü bir şekilde tahkim edilmesini sağlamıştır. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kayıp yıllarını telafi etmektedir. Kör dövüşleriyle, demagojilerle, müzmin ve bağnaz muhalefet anlayışıyla her şeye karşı çıkarak kaybedecek vaktimiz yoktur.”

AK PARTİ’Lİ BOSTANCI: KİMSENİN BAŞKA TARİHİ YOK

AK Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanı Naci Bostancı, 101 yıl önce Meclis’in zor şartlar altında açıldığına dikkat çekerek, “101 yıl içinde bu Meclis tek parti dönemini, Terakkiperver ve Serbest Fırkaları gördü, çok partili hayata geçişe şahitlik etti, 60 ve 80 darbeleriyle kapatıldı, 71’de paranteze alındı, 28 Şubat’ta üzerine vesayetin gölgesi düşürüldü, 27 Nisan’da istikamet verilmek istendi. Nihayet 15 Temmuz’da mankurtlar, milletin, düşmana karşı kullanmaları için verdiği silahı millete karşı kullanıp, gazi Meclisi bombaladılar. Buna cüret edenleri önce doğrudan milletimizin sonra ise hukukun nasıl cezalandırdığını biliyoruz. Şunu unutmayalım; 101 yıllık tarihe buradaki siyasi temsillere çeşitli eleştirilerimiz olabilir; fakat nihai noktada bu bizim, hepimizin tarihidir. Kimsenin başka bir tarihi yok. Geçmiş ateşli siyasi polemiklerle değil, tarihin dingin ve derin, delillerle tahkim edilmiş aklının diliyle anlaşılmalıdır. Tarih için, geçmişin aynası, istikbalin tarağı derler” dedi.

Bostancı, demokrasiye sahip çıkmanın bir görev olduğunu vurgulayarak, “Demokrasinin düşmanı sadece faşizm ve totaliterlik değildir, en büyük düşman, gerçek olmayacak ölçüde ideal bir demokrasi karşılaştırması üzerinden mevcut demokrasiyi ölçüsüz şekilde eleştirmektir. ‘Mükemmel’ iyinin ve gerçeğin düşmanıdır derler. İktidar her rejimde; fakat muhalefet sadece demokrasilerde vardır muhakkak. Bunun değerini takdirde ise iktidar kadar muhalefete de görev düştüğünü unutmayalım. Bu 23 Nisan az sonra tarih olacak ve buradaki her söz geleceğe kaydını düşecektir” diye konuştu.

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir